Kaç yaşındasınız

Serdar Yıldırım Hikayeleri

DEV HAMSİ

Yavru hamsi annesi ile birlikte Karadeniz’de yaşıyormuş. Onlar sık sık deniz yüzeyine çıkıp etrafı seyrediyorlarmış. Yavru hamsi annesini sorduğu sorularla bunaltıyormuş:
“ Anne, bu dünya niye var? Sen neden varsın? Ben neden varım? Bu deniz niye dalgalı? Neden büyük balıklar küçük balıkları yiyor? “

Annesi yavru hamsinin sorduğu sorulara bir cevap bulamazken, yavru hamsi bir soru daha sormuş:
“ Anne, sen anne olmuşsun ama neden az büyümüşsün? Pek çok balığın yavrusu senden büyük. “

Boksör Kanguru Das

Avustralya Kıtası’nda pek çok kanguru yaşarmış. Bazı zamanlar kanguruların sayısının dört milyonu bulduğu olurmuş. Ormanda, dağda, bayırda, çölde nereye baksan kanguru görürmüşsün. Kangurular, denizin ortasında büyük bir ada olan Avustralya Kıtası’nda öylesine çoğalmışlar ki, bu durum bazı genç kanguruları yeni yaşam sahaları aramaya yönlendirmiş. İşte bu genç kangurulardan biri de Das’mış. Das’ın yakında bir gemiye binerek Kanada’ya gideceği haberi kangurular arasında hızla yayılmış. Das’ın iki yıl sonra geri döneceği ve neler anlatacağı merakla bekleniyormuş.

Yaşlı Değirmenci

Uzak, çok uzak şehirlerden birinin çok fakir bir köyü varmış. Bu köyün adı da fakir köymüş. Fakir köyün toprağı çorak, havası kurakmış. Bitki yetişmez, hayvan barınmazmış. Hal böyle olunca köydeki herkes bir dilim ekmeğe muhtaçmış. Bu köyde fakir ve yaşlı bir değirmenci varmış. Toprakta buğday yetişmiyormuş ki, insanlar buğdayını değirmene getirsin, öğütsün, un olarak geri alsın.

Katil Sakız

On beş yaşındaki iki kız arkadaş Gizem ile Çağla evin balkonunda oturmuş, konuşuyorlardı. Aniden bir güvercin geldi ve bahçedeki ağaçlardan birine kondu. Güvercini gören Çağla çiğnemekte olduğu sakızı ağzından çıkardı:

" Bak Gizem, şu sakızı güvercine atacağım. Güvercin sakızı görmezse iyi ama görür de yerse dünyası değişir. "

" Dünyası mı değişir? O zaman atma sakızı. Güvercine yazık. "

" Hayır atacağım. İşte attım. "

Çağla'nın attığı sakızı güvercin gördü ve kanatlarını çırparak, sakıza doğru uçtu. Bunun üzerine Gizem heyecanla bağırdı:

Kelebekler

İki varmış, üç yokmuş. Beş varmış, on yokmuş. Bir çocuk varmış, çocuğun arkadaşı martıymış. Çocuk bir gün martıya şöyle demiş: " Ben bir masal yazmak istiyorum. Kafana takılan tilkidir, kuştur, aslandır, geyiktir.. hangisini öne sürebilirsin? İlk ne diyebilirsin? Adını an, onun masalını yazayım. "

Martı fazla düşünmeden cevap vermiş:

Keloğlan Dört Haramiler

Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Anasıyla birlikte karınca kararınca geçinip giderlermiş. Bir yıl hiç yağmur yağmamış, kıtlık olmuş. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler bağda susuzluktan kavrulmuş. Dereler, ırmaklar kurumuş. Bunun üzerine anası Keloğlan'ı iş bulup çalışarak para kazanması ve kışlık yiyecek alması için kasabaya gitmeye ikna etmiş.

Karagöz İle Hacivat: Zaman Makinesi

Karagöz bir gün hızlı adımlarla evinden çıkar ve Hacivat'ın evine doğru yürümeye başlar. Karagöz çok hırslıdır, gözü hiçbir şeyi görmez. Kendisini tanıyıp, selam verenlere bile eyvallah etmez. Hışımla gelip, Hacivat'ın evinin kapısını çalar. Hacivat kapıyı açar:

" Yavaş ol Karagözüm, kapıyı kıracaksın! Tokmağı görmez misin? Tekmeyle kapı çalınır mı? Evi yıkacaksın. Benden korkmaz mısın? "

" Kes! Tantanayı bırak! Senden korkmam. Sen benden korkar mısın? "

" Aman Karagözüm, korkarım. Yeter ki, evimi başıma yıkma."

Karagöz İle Hacivat: Ekmek

Bursa sokaklarında gezip dolaşan Karagöz ile Hacivat, Pınarbaşı Meydanı’na geldiklerinde yorulduklarını anlarlar ve bir ağacın altına oturup dinlenirler.

Daha sonra Hacivat: “ Aman Karagözüm, içim bayıldı. Fırından ekmek al da suya banıp yiyelim. “

Karagöz: “ Ekmek alayım da yakında fırın var mıdır? “

Hacivat: “ Var ya. Az önce önünden geçtik. “

Karagöz: “ Hiç fark etmedim. Yerini tarif et, hangi somun fırınında? “

Hacivat eliyle işaret eder:

“ Şuradaki inek ahırının ilersindeki somun fırınında. “

Karagöz: “ Ne işi varmış elinin ineğin kuyruk sokumunda? “

Albatros Hikayeleri - Hızlı Araba Kullanılmaz

HIZLI ARABA KULLANILMAZ

Arabasını çok hızlı kullanıyordu. Şehirler arası trafiğe çıktığında hız sınırını aşar, 150-160'la giderdi. Kendi hayatına değer vermediği için, başkalarının hayatını hiçe sayardı. Neden hızlı araba kullanıyorsun diye sorulduğunda, araba dediğin hızlı kullanılır, şeklinde anlamsız bir cevap vermişti. Birkaç kez kaza yapmış ve bu kazalardan ucuz kurtulmuştu.

Bir gün İstanbul'dan Ankara'ya gitmek üzere yola çıkacaktı. Evinden çıktı, arabasına doğru yürüdü. Albatros oradaydı. Dürbünlü tüfeğiyle sorumsuzu tek kurşunla alnının çatısından vurarak yere serdi.

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar